Erdoğan “Bunun babası da böyleydi” dedi… Babasının kim olduğunu yazdık

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gençlik ve Spor Bakanlığı Yeni Yurtlar Kampüsü’nde yaptığı konuşmada İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i hedef aldı. Erdoğan, Soyer’e, “Hadsiz. Bunun babası da aynıydı” dedi. Peki, Tunç Soyer’in babası kimdi…

Gazeteciler Hikmet Çiçek ve Soner Yalçın’ın Tunç Soyer’in babası Nurettin Soyer’i yazmıştı.

Hikmet Çiçek’in “Tunç Soyer’e saldıranlar Nurettin Soyer’i tanır mı… Fethullah Gülen’in korkulu rüyası” başlıklı yazısı şöyle:

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gençlik ve Spor Bakanlığı Yeni Yurtlar Kampüsü’nde yaptığı konuşmada İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i hedef aldı. Erdoğan, Soyer’e, “Hadsiz. Bunun babası da aynıydı” dedi. Peki, Tunç Soyer’in babası kimdi…

FETHULLAH GÜLEN’İ SANIK SANDALYESİNE OTURTTU

Tunç Soyer’in babası Nurettin Soyer, Fethullah Gülen’i ilk kez sanık sandalyesinde oturtan savcıydı. Hem de 12 Mart 1971 askeri diktatörlük döneminde. 12 Mart döneminde, İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı’nda askeri savcı koltuğunda o vardı. Soyer, 12 Eylül sonrası Ankara Sıkıyönetim Başsavcılığı’na getirilmişti. 587 sanıklı “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası”nda iddianameyi hazırlamıştı. Duruşmalar sırasında da iddia makamındaydı.

Neyse 12 Mart 1971’e dönelim.

Nurettin Soyer’in Türkiye tarihindeki rolü sadece MHP davası ile sınırlı değil. Soyer, FETÖ lideri Fethullah Gülen’i Türkiye’de mahkûm ettiren ilk savcıdır.

Nurettin Soyer, Gülen hakkında 33 sayfalık bir iddianame yazdı. 19 Ağustos 1971 tarihinde iddianamenin kabul edilmesinin ardından yargılama başladı. Fethullah Gülen sanık sandalyesindeydi.

19 Ağustos 1971 tarihinde Hakim Binbaşı olan Nurettin Soyer, Fethullah Gülen’in bir numaralı sanık olduğu 54 kişi için bir iddianame hazırlar. İddianamede sanıklar; “Laikliğe aykırı olarak devletin içtimai, iktisadi, siyasi, hukuki temel nizamlarını kısman de olsa dini esas ve inançlara uydurmak amacıyla cemiyet tesis, teşkil, tanzim veya sevk ve idare etmek, böyle cemiyetlere girmek veya girmek için başkasına yol göstermekle” suçlanmaktadırlar.

Mahkeme Yargıcı Albay Kaya Alpkartal, Soyer’in hazırladığı iddianameyi dikkate almaz! Sanıklar lehine karar çıkartmak için Soyer’e açıktan cephe alır.

Nurettin Soyer, askeri yargı tarihinde bir daha hiç rastlanmayacak bir davranış sergiler. Mahkemede, Albay rütbesindeki Askeri Hakim Kaya Alpkartal’ı reddeder…

Bu duruma çok sinirlenen askeri hakim, duruşmaya ara verildiğinde, Nurettin Soyer’in üzerine saldırır, onu yumruklar.

29 sanık çeşitli hapis cezalarına çarptırılır. Fethullah Gülen ise üç yıl ağır hapis cezası alır. 19 Ağustos 1971’den bugüne kadar geçen 45 yılda Fethullah Gülen’in hüküm giydiği tek dava budur.

Soyer’in hazırladığı, 1971 / 42 esas, 1971 / 27 karar sayılı iddianame ile verilen mahkumiyet kararı sonucu, Fethullah Gülen 7 ay cezaevinde tutuklu kalır…

KONTRGERİLLA KARŞITI ÜÇ SAVCI

Türkiye yargısında kontrgerilla karşıtı üç savcı vardır:Askeri savcı Hava Binbaşı Nurettin Soyer, Savcı Doğan Öz ve Savcı İlhan Cihaner. Nurettin Soyer 18 Mart-15 Haziran 1971’deki soruşturma süreciyle 54 kişiye cumhuriyete karşı yıkıcı dini faaliyet göstermekten dolayı dava açar.

Soyer tarafından açılan davada hakim Albay Kaya Alpkartal davaya ilişkin tartışmalar sürecinde şöyle söylemişti: “Sağcıların munis insanlar olup solcuların küstah insanlar olduklarını duruşmalarda müşahade ettim…” Soyer, Gülen’i yargılayacak heyetteki hâkimin bu sözleri üzerine hâkimin reddi yoluna gider. Red talebi oy çoğunluğu ile kabul edilir.

Hava Hakim Albay Nurettin Soyer, 12 Mart 1971 askeri müdahalesi döneminde İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı’nda askeri savcı idi. O yıl, İzmir’den Denizli’ye para taşıyan Ziraat Bankası aracına, “Türkiye halkı adına el koymak”tan, Aktan İnce ve arkadaşları olarak İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı askeri mahkemesinde yargılanıyorduk. Daha doğrusu yargılanmanın başlamasını bekliyorduk. “Siyasi savunma” yapmaya karar vermiştik. İzmir Şirinyer Askeri Cezaevi’nde savunma hazırlığı içindeydik.

‘‘RAMİS OĞLU, 1942 ERZURUM DOĞUMLU” FETHULLAH GÜLEN”

Bizden önce İzmir’de bir “Nurcu” operasyonu yapılmış, çok sayıda Nurcu tutuklanmıştı. Avukat Bekir Berk ve arkadaşları içeri alınmıştı. Berk’in “içeri alınan” müritlerinden biri de sonradan adını çok duyacağımız ‘‘Ramis oğlu, 1942 Erzurum doğumlu” Fethullah Gülen’di!

Bekir Berk ve arkadaşları da Şirinyer Askeri Cezaevi’ne getirildi. Bekir Berk, hapisten çıktıktan bir süre sonra Suudi Arabistan’a “hicret” etti. Burada Cidde Radyosu’nun Türkçe yayınlar bölümünde Risâle-i Nurla ilgili programlar hazırladı.

“Nur’un avukatı”, “Bediüzzaman’ın avukatı”, “Nurcuların avukatı” vs. diye anılan Avukat Bekir Berk, 14 Haziran 1992’de öldü. Cenaze namazını Fethullah Gülen kıldırdı.

‘KIZIL SAVCI’

Fethullah Gülen, “Ziraat Bankası soygunu” davasında yargılanan sanıklardan biri ile aynı koğuşta kaldı. Onu “itirafçı” yaptı. Meraklısı, bu olayın ayrıntısını Gülen’in “Benim Dünyam” kitabında bulabilir. Fethullah Gülen, kitabında Nurettin Soyer’den “Kızıl savcı” olarak söz eder.

Fethullah Gülen bu davada üç yıl ağır hapis cezası aldı. 7 ay cezaevinde tutuklu kaldı. 1971’den bugüne kadar geçen 48 yılda Fethullah Gülen’in hüküm giydiği tek dava budur.

“KOMÜNİSTLERİ MAHKÛM ETMEDEN”

Henüz ne “Ziraat Bankası soygunu”, ne de “Nurculuk” davaları başlamamıştı. Doğal olan, operasyonu önceden yapılan “Nurculuk” davasının başlamasıydı. Ancak Hâkim Albay Kaya Alpkartal’ın, Savcı Nurettin Soyer’e, yargıç ve savcıların katıldığı bir toplantıda, “Ben komünistleri mahkum etmeden Nurcuları mahkum etmem” demesi bardağı taşırdı. Alpkartal, solcuları mahkum etmeden, Bekir Berk ve Fethullah Gülen’e ceza verilmesine karşı çıkıyordu. Tartışma büyüdü. Soyer, “Sen böyle konuşarak, tarafsız olmadığını gösterdin” diyerek Alpkartal hakkında soruşturma açtırdı. Hakim Alpkartal, Sıkıyönetim Mahkemesi başkanlığı görevinden alındı. Ondan sonra İzmir Sıkıyönetim Mahkemesi, o dönemde aldığı inanılmaz bir hukuki duruş sergiledi.

TÜRKEŞ’E “İDAM” İSTEDİ

12 Eylül 1980’de Nurettin Soyer gene askeri savcıydı. MHP davasında bin sayfalık iddianameyi o hazırlamıştı. Peki Türkeş’in avukatı kimdi? Kaya Alpkartal!

12 Mart döneminin yargıcı emekli olmuş, şimdi Türkeş’in avukatlığını yapıyordu. Alpkartal, MHP davasının bir oturumunda ileri geri konuştu. Soyer “mahkemeye hakaret” gerekçesiyle Alpkartal hakkında soruşturma açılmasını istedi. Alpkartal, 24 saat Mamak Askeri Cezaevi’nde kaldı!

12 Eylül 1980 döneminde Ankara Sıkıyönetim Savcısı olarak MHP, MSP ve Dev-Yol davalarının iddianamelerini hazırlayan Soyer, (MHP davasında Alparslan Türkeş’in idamını istemişti) emekli olduktan sonra İzmir’e yerleşti, 1998 yılında yaşamını yitirdi. Seferihisar Sığacık Mezarlığı’nda toprağa verildi.”

“NEYMİŞ SUÇU”

Soner Yalçın’ın Tunç Soyer’in babası Nurettin Soyer ile ilgili 20 Aralık 2018 tarihli yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Fethullah Gülen/FETÖ yüzünden, Türk asker­leri/subayları ilk kez ne zaman çatıştı?

15 Temmuz 2016 darbesi sonuçtur.

Başlangıç tarihi bundan 45 yıl öncedir…

Bir Albay’ın, bir Binba­şı’ya yumrukla saldırma­sı milattır.

Yer, İzmir.

Tarih: 31 Mart 1971.

Fethullah Gülen’in kardeşle­ri Salih ve Mesih Gülen’in de bulunduğu 25 kişilik grup Karşıyaka’daki bir evde toplantı yapıyordu. Güvenlik güçleri tarafından basıldılar.

Örgütün lideri, -1966’dan beri İzmir’de merkez vaizi olarak çalışan ve Kestanepazarı Camii Kuran Kursu öğret­menliği yapan – Fethullah Gülen idi. Kaçaktı. 3 Mayıs 1971’de yakalandı. İzmir Bademli Askeri Cezae­vi’ne kondu. (F. Gülen yıllar sonra anılarında o süreçte rü­yasında hep Hz. Muhammet’i üzgün gördüğünü anlattı!)

Davanın savcısı Binbaşı Nurettin Soyer idi.

Tarih, 19 Ağustos 1971.

Soyer, 33 sayfalık iddia­name hazırladı.

Sanıkların suçu, devletin temel nizamlarını de­ğiştirmek için dini istis­mar etmekti!

Duruşmalar başladı…

Üç kişilik mahkeme heyeti­nin başkanı Hakim Tuğge­neral Fahrettin Burkay; üyeler ise Albay Hakim Kaya Alpkartal ile Yarbay Hakim Kemal Yağcıoğ­lu idi.

F. Gülen’in yargılandığı bu duruşmalarda askeri yargıla­ma tarihinde hiç görülme­yen olay meydana geldi…

YUMRUKLU KAVGA

F. Gülen duruşmalarının başlamasıyla Savcı Soyer’e tehditler gelmeye başladı. Oğulları Tunç ile Onur polis korumasında okula gitmeye başladı.

Duruşmalar sert geçiyordu…

Askeri mahkemelerde sistem gereği bu duruşmayı yöneten kişi Albay Hakim Kaya Alpkartal idi. Duruşmaların başlamasıyla sanıkları değil, savcı Soyer’in iddianamesini “yargılamaya” başladı! Savcı Soyer’e, sanıkları mâhkum ettirmek için gereksiz çaba içinde olduğunu söyledi. Bunun üzerine Soyer, Hakim Alpkartal’ın tarafsızlığını bozduğunu belirterek “reddi hakim” talebinde bulundu.

Mahkeme başkanı Hakim Tuğgeneral Burkay duruşmaya ara verdi. Ara sırasında Hakim Alpkartal, Savcı Soyer’in üzerine yürüyerek yumruk atmaya başladı! Bu görülmüş olay değildi… (Savcı Soyer, bu saldırı nedeniyle Hakim Alpkartal aleyhine 5 bin liralık manevi tazminat davası açtı ve kazandı.)

Sonuçta mahkeme, Askeri Hakim Kaya Alpkartal’ı reddetti.

Duruşmalarda ilginçlik bununla sınırlı değildi.

F. Gülen, Kestanepazarı Öğrenci Yurdu’nun yöneticisiydi. Yurt yönetiminde bulunan emekli Albay Mehmet Çatalkaya tanıktı.

Ve Albay Çatalkaya bir dönem, mahkeme başkanı Tuğgeneral Burkay’ın komutanlığını yapmıştı! Başkan, eski komutanına büyük saygı gösterdi. Çatalkaya, F. Gülen’in gözlerini yaşartacak tanıklık yaptı. Gülen tahliye edildi…

Duruşmalar sonunda F. Gülen’e 3 yıl hapis verildi. Tarih: 20 Eylül 1972 idi.

Dosya, Yargıtay’da bozuldu. Yeniden yargılama yapılırken TBMM 1974’de af çıkardı.

Sonuçta, F. Gülen toplam 7 ay hapis yattı! Çıkar çıkmaz da İzmir Bozyaka’da ilk öğrenci yurdunun temelini attı. (1982’de Yamanlar Koleji’ne dönüşen bu okulun ilk müdürü de -Sezen Aksu’nun babası- Sami Yıldırım oldu.)

İNTİKAM PEŞİNDE

Nagehan Alçı, Tunç Soyer’in İzmir Belediye Başkanlığı’na adaylığıyla ilgili dün şunu yazdı. “Ba­basından dolayı oğul suçlanamaz.”

Babası Nurettin Soyer’in suçu ne ki? F. Gülen’i ilk mâhkum ettiren savcı ol­ması mı?

Alçı’nın derdi başka: CHP ile İYİ Parti ittifakını İzmir’de parçalamak için Soyer’in 50 yıllık hukuk yaşantısını bir davaya indirgedi:

Savcı Albay Nurettin Soyer, beş askeri sav­cıyla “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar” iddianamesini hazırladı. (Kütüphanem­de 946 sayfalık iddianame hâlâ duruyor.)

Kaya Alpkartal artık emekliydi ve bu davanın avukatlarından biriydi. Anka­ra bürosunda Alpkartal ile sohbetler ettim; yumrukladı­ğı Soyer hakkında olumsuz cümle hatırlamıyorum…

Rahmetli Nurettin Soyer’e yıllarca ülkücüler değil, FETÖ elemanları saldırdı; F. Gülen’i mâhkum ettirmesini, hapiste tutmasını hiç unuta­madılar. Bu sebeple…

Nagehan Alçı eline fırsat geçer geçmez artık hayatta olmayan Nurettin Soyer’i suçlamaya başladı! Kuvayı Milliye mensu­bu Kütahyalı Mustafa Soyer’den de bahsetseydi; dedesinin onuru, toruna saygınlık kazandırmaz mı?

Uzatmayayım:

Eğer hukukçular Nurettin Soyer gibi F. Gülen’in ger­çek niyetini bilselerdi Türkiye büyük acılar yaşa­mazdı…

F. Gülen anılarında söyledi: “Nureddin Soyer işi çok geniş tuttu, büyüt­tü. Bu ülke ve bu vatanın en samimi, en hasbi, en vefâkar evlâdları, canile­rin-vatan hainlerinin (sol­cuların) hesap verdikleri bir yüce divanda terzil, tezlil ve tenkil ediliyorlardı…”

Hâlâ Soyer’den inti­kam alma peşindeler!”